ahmet-kaya
Zurück

 

 

 
Beni burada arama
Arama anne
Kapida adimi, adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne, aglama...

”Kaç zamandir yüzüm tirasli
Gözlerim safak bekledim
Uzarken ellerim kulagim kiriste
Ölümü özledim anne
Yasamak isterken delice ...
Erzincanli
 

Ah... verebilseydim keske
Yüregi avucunda kosan her bir anneye
Tepeden tirnaga ogula
Ve kiza kesmis bir ülkeye armagan
Düslerimle sinirsiz diretmisligimle genç
Saskinligimla çocuk devrederken sirdasima
Usulca açiliverdi yanaginda tomurcuk
Pir Sultan'i düsün anne,Seyh Bedrettin'i,Börklüce'yi
Insanlari düsün anne
Düsün ki yüregin sallansin
Düsün ki o an günesli güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusufcuk havalansin.”

Beni burada arama
Arama anne
Kapida adimi, adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne aglama...

”Yani benim güzel annem
Ala safaginda ülkemin yildiz uçurmak varken
Oturup yildizlar içinde kendi buruk kanimi içtim
Ne garip duygu su ölmek
Öptügüm kizlar geliyor aklima
Bir açiklamasi vardir elbet giderken daragacina
Geride masa üstünde boynu bükük kaldi kagit kalem
Bagisla beni güzel annem
Ogul tadinda bir mektup yazamadim diye kizma bana
Elleri degsin istemedim
Gözleri degsin istemedim
Aglayip koklayacaktin
Belki bir ömür tasiyacaktin koynunda
Yasamak agrisi asildi boynuma
Oysa türkü tadinda yasamak isterdim.”


Beni burada arama
Arama anne
Kapida adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne aglama.

“Kisacasi güzel annem
Bir çiçegi düsünürken ürpermek yok
Gülmek umut etmek, özlemek
Ya da mektup beklemek
Gözleri yatirip iraklara
Ölmek ne garip sey anne
Baba olamayacagim örnegin
Toprak olmak ne garip sey anne
Beni burada arama anne
Kapida adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne, aglama
Bekle beni anne
Bir sabah çikagelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acini süpürmek için açtiginda kapini
Adi baska sesi baska nice yasitim
Koynunda cicekler icinde
Bir ülke getirirler"
 
 


 

 
 

 

                                               

                                                                          

AHMET KAYA (Malatya 1958 - Paris 16 Kasim 2000)

Dibine vurmus gecelerden geldim... Yalanim yok... Bir cebimde küfür, bir cebimde çocuklarl a sekerle yasadim. Hepinizin gurbetindeyim simdi... Eyvallah!..

Ahmet Kaya, Malatya'da bes çocuklu bir ailenin en küçügü olarak 1958 yilinda dünyaya geldi. Mensucat isçisi bir baba, çocuklarini yetistirmekle yükümlü bir anne ve diger dört kardesle birlikte geçen çocukluk... Babasi, neredeyse onun boyu kadar olan bir baglama ile eve geldiginde mutlulugun bu oldugunu düsünür. Dokuz yasindadir daha. 24 Temmuz isçi Bayraminda sahneye çikarirlar onu, bir daha unutmaz bunu...
Yaz tatillerinde, ya plakçida ya da tanidiklarin minibüsünde çalişir. 'Basar agabey'yi tutuklaninca Ahmet, küçük baglamasi ile ilk bestesini yapar: "Bir Volkswagen alacagim, Adini Basar koyacagim" der... Ruhi Su´nun plaklarini satin alan Ahmet Kaya, bol paçali pantolonlar giyen uzun saçli 68 lilerden etkilenen gençtir artik...
Mensucat fabrikasindan emekli olan babasi, daha iyi bir yasam için Istanbul´a göç eder. Istanbul / Kocamustafapasa´ya yerlesirler. Ahmet Kaya'nin ilk izlenim korkudur.
Ahmet Kaya, ortaögrenimini tamamlamaya çalisirken yetmisli yillarin toplumsal çatismalarinin farkina varmardi. Ora'dan gelmis olmanin farkliligini, bu yeni kültür ve yasam biçimi ile içiçe yasar. Türküler, devrimci marslar, Ruhi Su ve Zülfü Livaneli´den müzikal anlamda etkilendigini inkar etmez, ama kedi sesini arar. Bütün bos zamanlarda baglama çalip sarkilar söyler. Ilk bestelerini bugünlerde yapar. Bogaziçi Üniversitesinde bir panelede Ruhi Su´yla karsilasir. Ustayi çok sevse de yetmeyen birseyler vardir Ahmet Kaya için, bunu ifade etmeye çalisir Ruhi Su´ya. Ruhi Su'nun 'Mahsus Mahal' türküsünü kendince yorumlar O'na. Baglamanin sapini tutan Ruhi Su, 'Böyle baglama çalinmaz!' der. Oysa Ahmet Kaya asi. Farkli birseyler yapmak ve kendini aramaktadir. Yillar sonra verdigi ilk resitalin afine 'Bagama Böyle De Çalinir' 'i spota çikaracakti.
Seksenli yillarin basi talihsizliklerle geçer. Evlilisi biter, bebegi ondan ayri büyümeyecektir ve çok zordur. Bu dönem bestelerinin olgunlastigi dönemleridir bu yillar. Sadece müzikle kendini ifade eden Ahmet Kaya, 1985 yilina geldiginde kararini verir. 'Zamanidir' deyip, oltugunun altinda sarkilarini alip, Unkapani´nin yolunu tutar. Dinleyenlerin hiçbir kategoriye koyamadigi bu müzige kimse yüz vermez. Sonraki günlerde arkadas yardimlari ve kendi olanaklari ile ilk albümünü yapar. Ama hemen toplatilir. Yapilan itiraz sonuç verir. Olay gazetelere yansir, Ahmet Kaya´nin Aglama Bebegim adli albümü Danistay karariyla serbestir artik!'
Bu arada. Üniversite ögrencileri, dar gelirliler, 12 Eylül darbesinden nasibini almis-çesitli kesimlerden tutuklu yakinlari, Türkiye´de demokrasiyi yeniden insa etmeye kararli kitle örgütleri, sivil toplum kuruluslari Ahmet Kaya'nin dinleyici profilini olusturur.
Kisa bir süre sonra ikinci albümü "Acilara Tutunmak" i yapar. Ahmet Kaya, edindigi toplumsal, siyasal duyarlilikla üretim yapmaktadir, pespese albümler çikarmaktadir.
Üçüncü albümü O siralar tutuklu olan ve idamla yargilanan Nevzat Çelik'in 'safak Türküsü' siirini besteler, ayni zamanda albümün de adidir 'safak Türküsü'. Üllkenin gündemindeki idam cezalari ve hapishanelerde bulunan binlerce insanin ve onlarin ailelerinin içinde bulundugu durumu sarkilastirmistir...
'An Gelir' isimli dördüncü albümünde Atilla Ilhan, Hasan Hüseyin ve Ülkü Tamer'in siirlerini besteleyen Ahmet Kaya, yeni arayislar içerisine girmis, besteciligi ile ilgili kendisini epeyce gelistirmistir. ilk üç albümde aranjör olarak kendi çabalarinin yani sira Sezer Bagcan, Oguz Abadan gibi isimlerle çalisan Ahmet Kaya, dördüncü albümde Osman Işmen ile çalismaya baslar ve bu beraberlik uzun yillar sürer...
Besinci albümünde ünlü sairlerin yani sira yeni bir isimle, Yusuf Hayaloglu'yla çalismaya basadi. Hayaloglu'yla beraberlik, Ahmet Kaya müziginde uzun ve verimli bir çalismanin baslangicini olusturur. 'Yorgun Demokrat' isimli bu albüm, gerek dönemi gerekse içerigi bakimindan yine Türkiye´nin toplumsal gidisatina denk düsmüs ve 12 Eylül döneminin etkisini üzerinden atmaya çalisan milyonlarca demokratin durumunu dile getirmistir.
Albüm çalssmalarina paralel olarak halk konserleri de yapar Ahmet Kaya. Gösterilen ilgi, katilim ve çoskuya ragmen, ülkenin birçok yerinde sakincali bir sarkicidir artik O. Dinleyicisiyle bulusamamak onu üzmektedir...
Konserde kendisine baglamasiyla eslik eden Ahmet Koç la altinci albümü olan 'Sevgi Duvari" nin hazirliklarina baslar. Can Yücelin ayni isimli siirini bestelemis olan Ahmet Kaya, bu albümü vazgeçilmezlerim dediği Yusuf Hayaloglu ve Osman ismensiz hazirlar ve bu arada 'Resitaller' adini verdigi albümde canli konser kayitlarini toplar. 'iyimser Bir Gül' adini tasiyan yedinci albümü, Türkiye doksanli yillara adimini atmis, Ahmet Kaya gündemi ile ülke gündemi yine örtüsmüstür. Yeniden Yusuf Hayaloglu ve Osman ismen le çalismaya baslar. Albümün adi' Baskaldiriyorum'dur.
Olgunluk çaginda ülkesinin içinde bulundugu olumsuzluklara, mevcut gidisata ve sistemin hosnut olmadigi her yanina sarkilarla müdahale etmeye çalisan bir 'muhalif'tir artik...
Basi, zaman zaman derde girer, birçok yerde konser verememenin yani sira albümleri sakincali bulunup kismen de olsa toplatilir. Bu sürecin sarkilarina yansimasi kaçinilmazdir. Yeni albümün adi 'Basim Belada'dir o yüzden. Ahmet Arif, Atilla ilhan ve Yusuf Hayaloglunun siirleri ve sarki sözleri Ahmet Kaya müzigi ile biraraya gelir. Bu arada agirlikla Türk Halk Müziginden örneklerin yer aldigi 'Resitaller 2' adli albümü yayinlanir.
Onuncu albümü 'Dokunma Yanarsin' ile birlikte hayatinda bir takim degisiklikler gündeme gelir. Bu yeni süreçte de milyonluk satislara imza atan Kaya, 1993 te onbirinci albümü 'Tedirgin'i çikarir. Ertesi yil çikardigi 'sarkilarim Daglara'da hemen hemen tüm sarki sözlerinin altina da imzasini atar. Albüm, 'Kum Gibi', 'Agladikça', 'Saza Niye Gelmedin' gibi parçalarla satis rekorlari kirarak Ahmet Kaya diskografisinde ayri bir yere sahip olur. Toplumsal-kültürel gelismelerin getirdigi etkileri üretkenlige çeviren Ahmet Kaya, 1995 yilinda onüçüncü albümü 'Beni Bul' u çikartir.
Sesinin rengini ve olgunlugunu günün teknik imkanlariyla yeniden deneyerek, agirlikla eski sarkilarin yeni düzenledi. 1996 tarihli 'Yildizlar ve Yakamoz' bu arada ortaya çikar. Bunu, 1998 yilinda Yusuf Hayaloglu ve Osman ismenden olusan çekirdek kadroyla hazirladigi 'Dosta Düsmana Karsi' izler.
'Gak Production' isimli bir yapim firmasi da kuran Kaya, Kent Ozanlari isimli çagdas halk müzigi yapan bir grup ve on yildir asistanligini yapan Çetin Oranerin albümlerine de yapimci olarak imza atar.
Profesyonel süreci boyunca onun müzigine çesitli isimler bulunmussa da Ahmet Kaya, kendisini hep toplumcu-gerçekçi sanat kategorisinde görmüstür. Dünyada protest müzik olarak tanimlanan bu türün ülkemizdeki önemli temsilcilerinden olan Ahmet Kayanin en belirgin ve ayirdedici tarafi, müzigindeki geleneksel motiflerin ve ulusal kültür degerlerinden yola çikmasidir. Toplumsal süreçten kopmammis, olmustur. Türkiyenin siyasal ve toplumsal gidisatina paralel bir müzik seyri izlemistir.
Türkiye'de her söyledigi söz ve sarkisi olay olan Ahmet Kaya hakkinda birçok dava açildive kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu. Bu baskilara ragmen Kaya, kimligini hiçbir zaman inkar etmedi ve mücadele etti.
Kaya hakkinda, yurtdisinda verdigi konserlerde 'vatana ihanet' suçlamasiyla 3 ayri dava açildi. Bu davalardan biri geçtigimiz günlerde sonuçlandi ve Kaya'nin 3 yil 9 ay hapis cezasi kesinlesti. Diger iki davada ise, durusmalara katilmadigi ve ifade vermedigi için Kaya hakkinda giyabi tutuklama karari verildi.
Kaya'nin çikardigi kasetlerin bazilarinin isimleri söyle:
"aglama bebegim, tedirgin, acilara tutunmak, safak türküsü, an gelir, yorgun demokrat, baskaldiriyorum, dokunma yanarsin, adi bahtiyar, basim belada, sarkilarim daglara, yildizlar ve yakamoz, beni bul ve dosta düsmana karsi."
1980 lerde Nevzat Çelik'in Penceresiz kaldim anne / Saçlarina yildiz düsmüs, koparma anne 'safak Türküsü' siirini türkülestirerek patlama yapti A. Kaya. Karyerinde Ailadikça isimli türkünün büyük bir yeri oldu. Aram Dinkjianin besteledigi bu türkü, sanatçiya sag veya sol görüslü farketmeksizin milyonlarca dinleyici kazandirdi. Kaya, son olarak Gazeteciler Derneginde yaptigi konusmada Kürtçe bir klip çekmek istiyorum ve bunu yayimlayacak bir televizyon kanali ariyorum deyince ikitelli medyanin hismina ugradi ve yüzünden Fransaya gitmisti.
16 Kasim günü sabah saat altida topragindan uzakta kalp krizi geçirip öldü.
O Paris Komünarlariyla Pere Lachais mezarliginda yatarken bize durusu ve sesi kaldi...
                                

                                           

 Ahmet Kaya

 

                               Ahmet Kaya´nin Resmi Web Sitesi! Tikla

  

    Ahmet Kaya Sarkilari

 

Oy benim canim...

Ay ışığı vurmuş
Toprak yanıyor
Toprağın üzerine
Kimler düşüyor
Kimse bu yangını
Görmüyor duymuyor
Onun için mi dağlar
Yıldızlar ağlıyor

Oy benim canım
Yaralı ceylanım
Henüz yolun başında
Solup giden baharım

Ay ışığı vurmuş
Toprak kanıyor
Dudağının kıvrımından
Gözüm nereye sızıyor
Bu kaçıncı baharım
Başlamadan bitiyor
Onun için mi dağlar
Yıldızlar ağlıyor

Söz : Çetin Oraner
Müzik : Çetin Oraner

Birde sen gitme...

Akşamlar böyle biter
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner

Bir de sen gitme
Bir de sen gitme içimden
Yaralıyım ben

Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yalnızım

Biraz da sen ağla
Ölürken bile hasretim sana
Bir tek sen anla

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya

Dardayim...

Dardayım yalanım yok
Baskın yedim gün gece...
Örselendi aşklarım üstelik
Bir uzak diyardayım...

Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
Yine sabah oluyor
Evde sabah olmaz deme
Orda günler geçmez deme
İçime sancı doğuyor...

"Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
Bugün de ölmedim anne.

Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bugünde ölmedim anne.

Üstüme bir silah doğruldu sandım
Rüzgar beline dolandığımda bir dal
Korktum, güldüm, kendime kızdım
Bugünde ölmedim anne.

Bana böylesi garip duygular
Bilmem neye gelir nereye gider
Döndüm işte
Acı yüreğimden beynime sızar
Bugünde ölmedim anne.

 

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya
Şiir : Ahmet Erhan

Hep sonradan...

Ne sen Leyla’ sın ne de ben Mecnun
Ne sen yorgun ne de ben yorgun
Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu.

Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan.

Ne sen bulutsun ne de ben yağmur
Ne sen mağrur ne de ben mağrur
Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu.

Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan.

Söz : Ali Çınar
Müzik : Ahmet Kaya

      Öyle bir yerdeyimki...

Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil ne kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda

Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne cıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe.

Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah Allah dölüm düşmüş sokağa.

Tutusur dizelerim...

Yiğidim yiğit olmasına yar
Yanık türkülere vurmayın beni
Tutuşur dizelerim sonra
Her biri yıldız kendi halinde.

Geceleri inen sessizlik
Umarsız açan eski yaradır
İşte gene yükseldi duvarlar
Etme gözlerin koru kendini

Sayıklasam dizelerimden
Acıyı örtmüş duvar nemini
Kirli gömleğimi koklarmış annem
Koklasın şiirimi sıcak bir ekmek gibi.

Bir veda havasi...

 

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.

Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.

Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.

Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşça kal...

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya

Yüregim kaniyor...

Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

“Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı
Camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı
Biri şarabımızı döktü
Soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
Ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı... olmasaydı sonumuz böyle.”

Gözüm yaşarıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağına
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor
Yüreğim yanıyor/kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

“Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında gül yaprağında
Dedim ya;
Hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor, yüreğim kanıyor
Bitmeseydi... bitmeseydi bizim öykümüz böyle.”

Göğsüm daralıyor
Yüreğim yanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya

Adi Bahtiyar...

Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde, çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü, türküler içinde

Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken

Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.

Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat' ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.

Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona, ölmedin, diyordu
Ölüm yanında hüzünle gülüyordu.

Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya

Hadi sen git isine...

Dağlar bize düz olur mu
Yar gelmezse ne olur
Bir yar gider bin yar gelir
Düşmanlar görür kör olur.

Hadi sen git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm var lo
Düşemem yar peşine.

Güle baykuş kondurmayın
Küstürüp soldurmayın
Yare bir şeyler söyleyip
Kafamı bozdurmayın.

Hadi sen/çek git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda ölüm/zulüm var lo
Düşemem yar peşine.

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya

Hic bir seyimsin...

Sen benim hiç bir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok cığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykum arasında cağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
Sen benim hicbir seyimsin...

Kalan kalir...

 

Vur sirtina, vur sirtina
Dostun oldum vur sirtina
Madem ki ben kaldiramam
Derdimi al vur sirtina

Duman kalir, duman kalir
Ocak tüter duman kalir
Ben yanarim hic tükenmem
Benden sonra duman kalir

Ah ne fayda, ah ne fayda
Kefen beyaz ha ne fayda
Bir hayina yas dökersin
Kadrin bilmez ah ne fayda

Kalan kalir, kalan kalir
Giden gider kalan kalir
Ben giderim geri gelmem
Benden sonra kalan kalir

Meydan kalir, meydan kalir
Yigit ölmez meydan kalir
Yere vurma hatirimi
Sana kahpe meydan kalir.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya

Ayriligin hediyesi...

Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Birben kaldım tenhasında...
Gecenin avutulmamıs ben.

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç boynunun
kolyesi olsun
Buda benim sana
ayrılırken hediyem olsun.

"Soytarılık etmeden
güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden
doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine
sezebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu
arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
yargılayıp asiyorum
Bu son olsun, son olsun."

Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında gecenin
Hic uyumamış ben.

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç
boynun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun.

"Kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
Beyninin icindekileri anlıyabilmek ve
Yitirmeden yüzündeki anlık
tebessümü
Bütün saatleri öyleyce
Dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete
çıkarttım günde
Olsun gözüm olsun,
ne olacaksa olsun..."

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya

Kum gibi...

Martılar ağlardı çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik

Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım/dolanayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme

Sonbahar damlardı damlalarımıza
Biz seninle sararırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık

Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım/dolanayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya

Agladikca...

Dağlarda öfkeli başım
Serhat’ta hep akşam oluyor
Nasipsiz kıştan mı, yamurdan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça, ağladıkça dağlarımız yeşerecek
Görecek, göreceksin
Ağladıkça, Ağladıkça
Geceği tutacağız göreceksin, göreceksin

İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz kırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça, ağladıkça bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin
Ağladıkça, Ağladıkça
Güneşi tutacağız göreceksin, göreceksin.

Söz : Gülten Kaya Hayaloğlu
Müzik : Anonim

Yakamoz...

Yağmur yağar ıslanırsın vay aman
Güneş doğar kaybolursun vay aman
Ay ışığı der durursun vay aman
Yakamozsun sen

Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman
Zaman geldi gideceksin vay aman
Bırak ay gitsin sen kal bu gece
Umudumsun sen.

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya

Giderim... 

 

Artık seninle duramam
Bu akşam çıkar giderim
Hesabım kalsın mahşere
Elimi yıkar giderim

Sen zahmet etme yerinden
Gürültü yapmam derinden
Parmaklarımın üzerinden
Su gibi akar giderim

Artık sürersin bir sefa
Ne cismim kaldı ne cefa
Şikayet etmem bu defa
Dişimi sıkar giderim

Bozar mı sandın acılar
Belaya atlar giderim
Kursun gibi mavzer gibi
Dağ gibi patlar giderim

Kaybetsem bile herşeyi
Bu aşkı yırtar giderim
Sinsice olmaz gidişim
Kapıyı çarpar giderim

Sana yazdığım şarkıyı
Sazımdan söker giderim
Ben ağlayamam bilirsin
Yüzümü döker giderim

Köpeklerimden kuşumdan
Yavrumdan cayar giderim
Senden aldığım ne varsa
Yerine koyar giderim

Ezdirmem sana kendimi
Gövdemi yakar giderim
Bettua etmem üzülme
Kafama sıkar giderim.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya

Nereden bileceksiniz... 

Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz


Bir fidandım devrildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nerden bileceksiniz


Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz


Gökte yıldız söner şimdi
Annem beni arar şimdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz


Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz


Ben ardımda yaş bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım hey
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya

Dost...

Benim sevdalarım yeni filizlenir
Doymasada toprak can, can içinde
Şu kara günlerim yeni beyazlanır
Doymasada yürek can, can içinde

Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost

Filizlerim kokar gül deste gibi
Bülbül figan eder sanki yasta gibi
Benim deli gönlüm yine hasta gibi
Artar eksilmiyor can can içinde

Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost.

Söz : Hüseyin Karakuş
Müzik : Hüseyin Karakuş

Siz yanmayin...

Ağlama bu günler gelir de geçer babam
Ağlama bu dertler elbet biter babam
Ocaksız köylerimde dumanlar tüter elbet
Ben yandım sen yanma allah aşkına

“Burda, bu şarkımı söylerken, benim Türkiye’de yaşadığım çok zor günlerde bir merhaba’sını istediğim, fakat o merhaba’yı benden esirgeyen, ulusal anlamda aynı kaderi paylaştığım bütün arkadaşlarıma ve dostlarıma ince bir sitemdir. Umarım bunu anlarlar”...

İki damla gözyaşımla
Satıldım pazarlarda
Kırdılar yüreğimi
Kırdılar azarlarla
Sürgünlere yolladılar
Sabah dörtte yağmurlarla
Ben yandım
Siz yanmayın allah aşkına.

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya

Hoscakalin gözüm...

Nedir bu başımdaki felaket
Kırk yıldır sefalette bu Ahmet
Kefenimi alın dikin bir zahmet
Gömün beni, gömün beni bir başıma.

Elimde değil, susamıyorum...

”Hele bir ışıklar sönsün
Hele bir kapansın kapılar
Sular durulsun
Bıçak atacağım daha 12’ den.

Kısa devre yapsın kalbim
Ellerim inatla dökülsün cigaraya
Dağlarda ay büyüsün
Sular köpürsün
Sen beni o zaman gör.

Hele küssün meydanlar
Dehşetin oğlu gülsün
Ağır bir köpek karanlığı
Ve tüm mayınlar patlasın
Sen beni o zaman gör.

Kaldırımlara yağmur dökülsün
Dağılsın dişlerimde gülüşler
Kaybettiklerim bir dönsün
Sen beni o zaman gör.

Yalnızlık ne demek
Kül olsun uykular
Kuşlar silinsin gözlerimden
Sen beni o zaman gör.

Saçlarımda kırılsın kar
Baştan çizilsin uçurumlar
Kırılsın camlar
Sen beni o zaman gör.”

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya
Şiir : Gülten Kaya Hayaloğlu

 

powerd by incitanesi.de

  Beni burada arama
Arama anne
Kapida adimi, adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne, aglama...

”Kaç zamandir yüzüm tirasli
Gözlerim safak bekledim
Uzarken ellerim kulagim kiriste
Ölümü özledim anne
Yasamak isterken delice
Ah... verebilseydim keske
Yüregi avucunda kosan her bir anneye
Tepeden tirnaga ogula
Ve kiza kesmis bir ülkeye armagan
Düslerimle sinirsiz diretmisligimle genç
Saskinligimla çocuk devrederken sirdasima
Usulca açiliverdi yanaginda tomurcuk
Pir Sultan'i düsün anne,Seyh Bedrettin'i,Börklüce'yi
Insanlari düsün anne
Düsün ki yüregin sallansin
Düsün ki o an günesli güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusufcuk havalansin.”

Beni burada arama
Arama anne
Kapida adimi, adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne aglama...

”Yani benim güzel annem
Ala safaginda ülkemin yildiz uçurmak varken
Oturup yildizlar içinde kendi buruk kanimi içtim
Ne garip duygu su ölmek
Öptügüm kizlar geliyor aklima
Bir açiklamasi vardir elbet giderken daragacina
Geride masa üstünde boynu bükük kaldi kagit kalem
Bagisla beni güzel annem
Ogul tadinda bir mektup yazamadim diye kizma bana
Elleri degsin istemedim
Gözleri degsin istemedim
Aglayip koklayacaktin
Belki bir ömür tasiyacaktin koynunda
Yasamak agrisi asildi boynuma
Oysa türkü tadinda yasamak isterdim.”


Beni burada arama
Arama anne
Kapida adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne aglama.

“Kisacasi güzel annem
Bir çiçegi düsünürken ürpermek yok
Gülmek umut etmek, özlemek
Ya da mektup beklemek
Gözleri yatirip iraklara
Ölmek ne garip sey anne
Baba olamayacagim örnegin
Toprak olmak ne garip sey anne
Beni burada arama anne
Kapida adimi sorma
Saçlarina yildiz düsmüs
Koparma anne, aglama
Bekle beni anne
Bir sabah çikagelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acini süpürmek için açtiginda kapini
Adi baska sesi baska nice yasitim Koynunda cicekler icinde Bir ülke getirirler" 

CHE´nin yasam öyküsü



Latin Amerika ´da gelisen savaslarin efsanelesmis kisisi Ernesto Che Guevara, 14 haziran `28`de Arjatin´in Rosario sehrinde dogdu. Babasi Ernesto Guevara Lynch, Irlanda asilli bir yüksek mühendisti. Annesi Celia de la carna ise, Irlandali-Ispanyol karisimidi. Che, iki yasinda astima tutuldu. Bu hastalik olünceye kadar Che Guevara´nin yakasini birakmayacak, Sierra-Maestra´da Batista ordularina karsi vurusuken, Bolivya´da gerilla gerilla savasi verirken O´na hep zorlu dakikalar yasatacaktir. Che Guevara üç yasindayken, ailesi Buenos Aires´eyerlesti. Che´nin Celia ve Ana Maria adli iki kizi, Roberto ve Juan Martin adli iki erkek kardesi vardi. Aile daha sonra Kordoba´da Alta Gracia´ya yerlesti. Che Guevara ilk ve orta okulu Kordoba´da okudu. Daha sonra Egitim bakanligina bagli Dean Fines lisesine devam etti. Okulda ingilizce, ecde de annesinden Fransizca ögrendi. On dört yasindayken Freud´un kitaplariyla ilgilendi, Baudelaire´in siirlerini sevdi. Onalti yasindaysa Sili´li sair Pablo Neruda´ya hayrandi.
1959 Subatinda Küba´ya yaptigi hizmetlerinden dolayi, bakanlar kurulu karariyla Küba yurttasi ilan edildi. Bir süre sonra da silah arkadasi Aleisa March´la evlendi. Devrimin zaferinden sonra, önce INRA (Ulusal Tarim Reform Enstitüsü) sanayii bölümü baskanligina, sonra da 26 Kasim 59´da Küba Ulusal Bankasi baskanligina atandi. 23 Subat 61´de Küba Devrim Hükümeti yeni kurulan sanyii bakanligina, Ernesto Che Guevara´yi getirdi. Guevara, Playa Giron (Domuzlar köyü) catismasi sirasinda tekrar kale komutanligi görevine üstlendi. 62 Ekiminde basgösteren bunalim sirasinda ise Pinal del Rio aakeri komutanligini yapti. Küba´daki görevleri sirasinda öteki Latin Amerika ülkelerine geziler yapan Ernesto Che Guevara, buralar da yeni devrimci eylemlerin örgütlenmesi geregine inanarak, 65 Eylülünün son günlerinde Küba´daki tüm görevlerinden istifa etti. ûnlü Veda mektubunu Fidel Castro´ya birakarak Küba´dan ayrildi.

Bütün cocuklugu boyunca hastaligini yenmeye calisti. Spora basladi. Lisedeyken Atalay Jimnastik klübünün en gözde atletlerinden biri oydu. Ônceleri Kordoba disinda büyük bir ciftlikleri, rahat bir burjuva hayatlari olan Guevara ailesinin durumu giderek bozuldu. Çiftligi elden cikardiktan sonra, 44 yilinda Buenos Aires´e göctüler. Che Guevara lise ögrenimini maddi sikinti icinde tamaladi ve tip falkultesine yazildi. Daha sonra Egitim bakanligina bagli Dean Fines lisesine devam etti. Okulda ingilizce, ecde de annesinden Fransizca ögrendi. On dört yasindayken Freud´un kitaplariyla ilgilendi, Baudelaire´in siirlerini sevdi. Onalti yasindaysa Sili´li sair Pablo Neruda´ya hayrandi. Bütün cocuklugu biyunca hastaligini yenmeye calisti. Spora basladi. Lisedeyken Atalay Jimnastik klübünün en gözde atletlerinden biri oydu. Ônceleri Kordoba disinda büyük bir ciftlikleri, rahat bir burjuva hayatlari olan Guevara ailesinin durumu giderek bozuldu. Çiftligi elden cikardiktan sonra, 44 yilinda Buenos Aires´e göctüler. Che Guevara lise ögrenimini maddi sikinti icinde tamaladi ve tip falkultesine yazildi. Ernesto Che Guevara, fakülte yillarinda önce, Arjantin´i sonra bütün Latin Amerika´yi dolasti; cüzzam ve tropikal hastaliklari üzerinde çalismalar yapti. Çok kere bisiklet ya da motorsikletle, bes parasiz, kimi yerde mola verip hamallik, iscilik, gemi tayfaligi, hekimlik ve hatta bulasikcilik yaparak tamamladgi bu macerali gezide Che Guevara, yurdunun ve kitasinin gerceklerini yakindan tanidi. Che´53 yilinda üniversite´yi bitirdi. Venezüella´da Cabo Blanco cüzzam kolonisinde calismak üzere bir antlasma yapti. Karakas´agiderk, Peru´ya ugradi. Orada yerliler hakkinda daha önce yayinlanan bir incelemesi yüzünden tutuklanip cezaevine gönderildi. Hapishane´de Perulu solcularla tanisti, bir süre sonra da serbest birakildi. Yoluna devam ederken Ekvardor´a ugradi. Burada avukat Ricardo Rojo ile tanisti. Bu tanisma Che´nin hayatinda bir dönüm noktasidir. Rojo onu Venezulla´ya gitmekten caydirip, devrimci hükümetin isbasinda bulundugu Guetemala´ya götürdü. Che Guetemala´daki dag köylerinde doktorluk yapti. Devrimci Arbenz hükümeti, distan da desteklenen sagci bir hükümet darbesiyle devrilince, Arjantin büyükelciligine siginmak zorunda kaldi. Arbenz´in hayranlarindandi.

Oynanan bu oyun sindiremedi. Devrimcilerin safina katildi. perde arkasinda Guetemala´li gencleri örgütlemeye giristi. Faaliyetleri ögrenilince elcilik binasinda kapi disari edildi. Guetmala´da kalmayi tehlikeli bularak Meksikaia gitti. Ernesto Che Guevara, Guetemala´da iken bircok Küba´li sürgünle, bu arada Fidel Castro´nun kardesi Raul ile tanisip arkadaslik kurmustu. Guevara Küba´yi onlardan ögrendi. Meksika´da Fidel Castro ve arkadaslariyla tanisarak Küba devrimcilerine katildi. Granma yatiyla Küba´ya ilk varanlardandi. Devrimci savasin en ön saflarinda yer aldi, kendisine binbasi rütbesi verildi. Santa Clara savasindan sonra binbasi Ernesto, Havana´nin La Cabana kalesinin komutanligina getirildi.

"...Sanirim, beni Küban´nin kendi sinirlari icindeki devrimin baglayan ödevden payima düseni yerine getirdim. Simdi senden, arkadaslarindan ve artik benim de halkim olan halkindan izin istiyorum.... Dünyanin baska köseleri var, benim karinca kararinca yardimlarima muhtac. Küba´nin basinda bulunman dolasiyla yüklendigim sorumluluklar yüzünden dileyip de yapamadigim seyi ben yapabilirim." Bu satirlar beklik de, gizler de yatan ama cok köklü bir doslugun, inancin su yüzüne vurmayi engelledigi bir görüs ayriligini yansitiyordu. Nereye gittigi bilinmiyordu. Dünya basinin da cesitli varsayimlar yürütüldü. Adi birkac öldüye cikti. Kaybolusundan dört ay sonra, " Ôlüm nereden ve nasil gelirse gelsin... savas sloganlarimiz kulaktan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalri mitralyöz sesleriyle, savas ve zafer naralariyla cenazelerimize asit yakacaksa, ölüm hos geldi sefa geldi!"
1966 Ocak ayinda Havana da toplanan üc kita (Tricontinental) konferansina gönderdigi demecle sesi bir kere daha duyuldu.
"Amacim iki, üc hatta daha fazla Vietnam yaratmak" oldugunu söyliyen bu demec söyle sona eriyordu. " Ôlüm nerden ve nasil gelirse gelsin.. savas sloganlarimiz kulaktan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalri mitralyöz sesleriyle, savas ve zafer naralariyla cenazelerimize asit yakacaksa, ölüm hos geldi sefa geldi!" Oysa Latin Amerika´daki devrimci mücadele, daha gercekci tabanlar arayip bulma sancisindaydi.
Bolivya´daydi Che!... Bu ülkede bir gerilla savasi örgütlemekteydi. Ôlüm bir süre sonra gelip onu buldu ama, geride biraktigi mücadele günümüz Latin Amerika devrimci eyleminin belki de bu en renkli kisisinin inanc dünyasinda yarattigi boyutlar icinde gelismedi.
Ernesto Che Guevara 7 ekim 1967 gecesi, Higueras yakinlarinda pusuya düsürüldü. 8 Ekim


Ernesto Che Guevara 7 ekim 1967 gecesi, Higueras yakinlarinda pusuya düsürüldü. 8 Ekim sabahi yarali olarak ele gecti. Sorguya cekmek istediklerinde, agzindan tek kelime dahi alinamamisti.
9 ekim 1967 günü ögle üzeri, Bolivyali Cavus Mario Terzanin karabinasindan bosalan kursunlarla can verdi.

DENIZ GEZMIS

1965'ten sonra Türkiye'de gelisen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtulus Ordusu(THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmis, 24 Subat 1947'de Ankara'nin Ayas ilçesinde dogdu. Ögretmen bir ailenin çocugu olmasi sebebiyle ilk ve ortaögrenimini çesitli kentlerde, liseyi Istanbul'da okudu. 1966'da Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine giren Gezmis, henüz lise ögrencisiyken sol düsünceyle tanisti ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'te Türkiye Isçi Partisi(TIP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. Ilk kez 31 Agustos 1966'da Ankara'dan Istanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik isçilerinin Taksim Aniti'na çelenk koymalari sirasinda isçileri destekleyen ve Türk-Is yöneticilerini protesto eden gösteri sirasinda gözaltina alindi. Ardindan 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu(TMTF) binasinin yedd-i emine verilmesi sirasinda çikan olaylarda yakalandi ve bir gün sonra iki arkadasiyla çikarildigi mahkeme tarafindan serbest birakildi. 22 Kasim 1967'de ögrenci örgütlerinin düzenledigi Kibris Mitingi sirasinda Asik Ihsani ile birlikte ABD bayragini yaktiklari gerekçesi ile gözaltina alinip daha sonra serbest birakilan Deniz Gezmis, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okudugu arkadaslariyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de IÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantisinda konusma yapan Devlet Bakani Seyfi Öztürk'ü protesto ettigi için tutuklandi. 2 Mayis'a kadar tutuklu kalan Gezmis, 30 Mayis'ta 6.Filo'yu protesto ettigi için yargilandi ve beraat etti. Ögrenci eylemleri içinde etkinligi giderek artan Deniz Gezmis, 12 Haziran 1968'de Istanbul Üniversitesi'nin isgal edilmesinde önderlik etti. Isgal Konseyi adina IÜ Senatosu ile Baltalimani'nda yapilan görüsmelere katilan ögrenci heyetinin içinde yer aldi; ögrenci haklarinin elde edilip isgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. Isgalden kisa bir süre sonra Istanbula gelen 6.Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmis, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayi tutuklandi ve 20 Eylül'de serbest birakildi. TIP içinde yogunlasarak, ayriliklara ve tartismalara yolaçan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim(MDD) görüsünü benimseyen Deniz Gezmis, bu görüsün özellikle devrimci ögrenciler arasinda yayilmasinda etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte oldugu Cihan Alptekin , Mustafa Ilker Gürkan, Mustafa Lütfi Kiyici, Cevat Ercisli, M.Mehdi Bespinar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Ögrenci Birligi(DÖB)'ni kurdu. 1 Kasim 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün baslattigi Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüsü'nü düzenledi. Ardindan 28 Kasim 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelisi sirasinda Yesilköy Havaalani'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandi ve bir süre sonra serbest birakildi. Istanbul Üniversitesi'nde sagci güçlerin 16 Mart'ta girismis oldugu hareketlere ögrenci kitlesiyle birlikte karsi koyan Gezmis , bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yatti. Ardindan 31 Mayis 1969'da IÜ Hukuk Fakültesi ögrencilerinin, reform tasarisinin gerçeklesmemesini protesto için giristikleri isgale önderlik etti. Üniversitenin kapatilip, polise teslim edilmesi nedeniyle çikan çatismalarda yaralandi. Hakkinda giyabi tutuklama karari olmasina ragmen hastaneden kaçan Gezmis, Haziran'in sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladigi 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayi'na kendisi gibi haklarinda tutuklama karari olan FKF Genel Baskani Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programi gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarinda kalan Deniz Gezmis,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi isgal" ettigi gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkinda tutuklama kararinin oldugu bu dönemde gazeticilere gizlendigi yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde oldugu sirada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmis, 25 Kasim'da serbest birakildi. Ancak Yildiz Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoglu'nun sagcilar tarafindan öldürülmesinden sonra okulda yapilan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfegin Gezmis'e ait oldugu öne sürülerek hakkinda yeniden tutuklama karari alindi. 20 Aralik 1969'da yakalanan Gezmis, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldi. Bundan sonra ögrenci eylemlerinden uzaklasarak, mücadelesini degisik alanlarda sürdürmeyi planladi. Sinan Cemgil ve Hüseyin Inan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adina Ankara Is Bankasi Emek Subesi'nin soygununu gerçeklestirenler arasinda yeraldi. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçirilmasi eyleminde de bulunan Gezmis, erlerin serbest birakilmasindan sonra Sivas'in Sarkisla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandi. 16 Temmuz 1971'de baslayan THKO-1 Davasi'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettigi gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasina çarptirildi. 6 Mayis 1972'de idam edildi.

Kostenlose Webseite von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!